1956 Yılında Amasya,nın merkeze bağlı SARIMEŞE (Efte) köyünde dünyaya geldi.
İlk okulu köyünde orta okulu AydInca nahiyesinde bitirdi.1975 yılında evlenip aile birleşimi ile Almanyaya gitti.1976 senesinde Türkiye de 18 ay vatani görevini yaptı.1978 senesinde tekrar döndüğü almanyada çalışmaya başladı. Almanya,nın Darmstadt,a bağlı Griesheim kasabasında ikamet eden Fedai koç Kültür,sanat şölenlerinde dernek sohbetlerinde yer alarak Aşıklık geleneğini batı avrupada icra etmektedir. 1983 almanyadan vatana. 1989,da Anadolu marşı isimli kaset çalışmaları yayınlandı.
1990 yılında Yunus Emre yılı olması dolayısı ile ATIB(Avrupa türk islam birliği) tarafından düzenlenen şiir yarışmasında birincilik ödülü aldı.
2002 yılında yapılan yarışmalarda birincilik ve ikincilik ödülü aldı Ozan Fedai halen saz şairi olarak şiirlerini yazmaya türkülerini söylemeye devam ediyor.ozan Fedai evli olup iki çocuk baba,sıdır...
2003 Yılında Azad eyle adlı kitap çalışması oldu ve hala basıma hazır iki adet kitap hazırlığı var.
ilk şiirim ve ilk göz ağrım ilk Türk`üm
Bilemedim alamanya beyleri Köyümde kalırda şükür ederdim Ulan para değiştirdin huyları Vatanda ölürde şükür ederdim... ........................................................... ............................................................ .......................................................... .......................................................... Fedai`m aldanma sen süslerine Boyun eğer oldun el pislerine Alerji olurum çan seslerine Dağda davar güder şükür ederdim.. dedik
1979 yılında başladım şiire akabinde saz çalmayı öğrendim...1983de Almanyadan vatana kaset çalışmam..1989 da Anadolu marşı adlı kaset çalışmam oldu 1987 de sahne çalışmalarım başladı. çeşitli yarışmalarda birin cilik ikincilik üçüncülük mansiyon ödülleri aldım. 1991 yılında avrupa Yunus Emre şiir yarışması birincilik ödülü aldım...2003 yılında Azad eyle adlı şiir kitabı çalışmam oldu..ve halen iki kitap çalışmam devam ediyor basım aşamasında hazır. ve hala avrupada dernek sohbetleri ve sahne çalışmalarım devam etmekde yim. evli ve iki çocuk babasıyım..halen Almanyada ikamet etmekteyim..
Fedai`yim harap gönül sarayım . Çaresi bulunmaz derin yarayım. Senden başka kim varki yalvarayım. Ya al bu canımı ya Rab ya azad eyle... .........................................................................................
Fedai`yim sevdama hak yolunda yorulmam Allah ömür verdikçe yanlış fikre sarılmam Türk islam düşmanıyla ölsem bile bir olmam ............Hakimiyet Allah,n bu devran böyle gitmez ............El ele vermek lazım, nutuklarla iş bitmez
www.fedaice.side.de Son olarak tvt tvde gurbetten sılaya DAVUT AKASLAN LA seher yeli ALEV ÖZDEMİR LEve değişik proğramlara katıldım..TÜRKŞOV TV DA YÜKSEL ÖZKASAP
YÖRESEL TV LERDEDE PROĞRAMLARIM OLDU
REYHANİ ÜSTADI ANMA PROĞRAMINA KATILDIM SON OLARAK
ALLAH BU CANI BENDEN ALMADIĞI MÜTDEDCE KALEMİMİ SESİ`Mİ SAZ`IMI VATANIM BAYRAĞIM VE MANEVİYATIM İÇİN TÜKETECEĞİME SÖZ VERDİM...
ALLAH`IM BENİ DOSTLARIMDAN SEN KORU
DÜŞMANLARA TEDBİRİMİ ALABİLİRİM...
MAHLAS ım
İsmim Amasyanın Yassı çal beldesinde meftun olan Aşık fedainin ismidir.
ismim fedai olunca Başka mahlasada ihtiyaç duymadım
Fedaî Koç 12.9.1956 yılında Amasya’nın Sarımeşe köyünde doğmuştur.Diğer adıyla Öz diye bilinen Sarımeşe köyü Amasya Turhal Tokat yolu üzerinde 42. km’de bulunmaktadır.Köy Amasya’nın ilk kurulan dört köyünden biridir.Geleneklerine bağlı bir yaşam tarzı olan bu köyde Horasan erlerinden Ergonaş babanın kızı ve oğlu meftundur.Bazı tarihçiler Karakeçili yörüklerinden olduklarını söylese de o iz bulunmamaktadır.
Ortaokul mezunudur.İlkokulu köyünde okuyan âşık orta okulu 1970-73 tarihinde Aydınca nahiyesinde hergün yaklaşık 20 km yürüyerek zor şartlarda okumuştur.Babası Kore gazilerinde olup Kunuri savaşında çemberi yarıp kurtulan askerlerden biridir.Birleşmiş Milletlerin ve Kore devletinin vermiş olduğu iki madalyası vardır.Âşığın babası iki evlidir. Annesinin önceki kocasından dört çocuğu, babasının önceki hanımından dört çocuğu vardır. Sekiz üvey kardeşi olan âşığın öz kardeşi yoktur.Babası 1992 yılının aralık ayı sonunda vefat etmiştir.
Almanya’da çalışan bir akrabasının kızı ile evlenip 1975 ocak ayında Almanya’ya gitmiştir.Âşığın ailesinde ve çevresinde âşık bulunmamaktadır.“Çocuk yaşta oğlak kuzu güderken kâh korkumuzdan dağlarda, kâh neşemizden kendi kendimize türküler söylerdik” diyen şair şiire önceden hevesli olsa da şiir yazmaya 1979 güz ayında başlamıştır.“İlk göz ağrım,ilk şiirim ilk türküm” dediği şiiri aşağıdadır :
Bilemedim Alamanya beyleri Köyümde kalırda şükür ederdim Hain para değiştirdin huyları Köyümde ölürde şükür ederdim
Kölelere köle olacağıma Burada milyoner olacağıma Burada balkaymak bulacağıma Kuru ekmek bulurda şükür ederdim
Aldanma Fedaî sen süslerine Boyun eğer olduk el pislerine Alerji olurum çan seslerine Dağda davar güder şükür ederdim.
1976 Kasım ayında askere giden âşık orada saz çalmayı öğrenmeye çalışmış fakat başaramamıştır.1978 haziran ayında vatani görevini bitirip geri Almanya’ya dönmüştür. Askerden döndükten sonra saz alıp askerde gördüklerini uygulamaya başlamış , saz çalmayı kendi başına notasız öğrenmiştir.
Şair rüyasında “Belan” adında bir evliyanın bulunduğu “Belan” denen mevkide kendisini saz çalıp türkü söylerken gördüğü çok olmuştur. Şairin “tek bildiğim bir rüyanın etkisinde yazdığım şiirim” dediği şiiri aşağıdadır.
Kulak verdim erenlere erlere Sevgidir dünyanın varı dediler Bir göz atın gökyüzüne yerlere İbrettir karınca arı dediler
Üstünlük takvada zenginlik boştur Dünyada kamillik enginlik hoştur Dört mevsimin bakın biride kıştır Yaş ile yanacak kuru dediler
Sevenleri yakar aşkı ateşi O aşk ile çağlar gözünün yaşı İnsan olmak insan her şeyin başı Mevladır kulunun yârı dediler
Akıl bir ummandır fikir bir pınar Mantık o pınarın suyuna kanar Aşıklar dünyada aşk ile yanar Ne yapar cehennem nârı dediler
Aldanma Fedaî şekile tipe Sirkenin keskini zarardır küpe Sarılıp mevladan uzanan ipe Korkmadan yoluna yürü dediler
“Almanya’ya geldiğim yıllarda âşıkların kaset, kitap ve plaklarından bulabildiklerimle yetiniyordum” diyen âşığın sözde ve sazda ustası olmamıştır. Öğrendiklerinin onu tatmin etmemesinden dolayı saz çalan arkadaşlarının yanına sık sık gider ve onları seyreder. 1980 yılında dernek şölenlerinde çalmaya başlar. 1987 yılında Avrupa’daki adı ATİB (Avrupa Türk İslam Birliği) olan bir kuruluşun kadrosuna alınır ve orada ustalarla tanışır. Âşık “Kasetlerini plaklarını dinleyerek büyüdüğüm üstadlarla aynı sahneyi paylaşabilmem dahi benim için onurdu.” demektedir.
Âşık atışmalarına katılan âşık 1993 yılında bir festivalde yaşadığı hoş olmayan bir atışmadan dolayı “Atıştığım âşığı tanırsam katılıyorum, tanımazsam katılmıyorum. Her yerde olduğu gibi insan karakterli olmalı milleti güldürmek, eğlendirmek adına şarlatanlık yapanlarla atışmaya girmemek gerekir. Dilimin döndüğü kadar edebi olan her atışmaya girerim.” demektedir. “Dinleyici sayısı ister bir olsun, ister bin olsun kabul gördüğü her yerde şiirlerimi, türkülerimi okumaktan haz alırım” diyen âşık şiirlerini düğünlerde daha çok konserlerde icra etmektedir.
Yunus Emre, Pir Sultan Abdal, Karacaoğlan, Sümmani Baba, Âşık Şenlik, Seyrani, Âşık Dertli, Âşık Veysel tanıdığı âşıklardandır. “Bu isimler saymakla bitmez. Geride iz bırakan âşıklarımızın eserlerini beğenmemek olur mu? ” diyen âşık, Pir Sultan Abdal’ı , Sümmani Baba’yı , Karacaoğlan’ı , Âşık Veysel’i , Âşık Mahsunî Şerif’i , Âşık Yaşar’ı , Âşık Reyhanî’yi , Âşık Seyrani’yi , Erzurumlu Emrah’ı kendisine usta kabul etmiştir. Bulunduğu şehirde bir külliyeye üye olan âşık burada zaman buldukça arkadaşları ile buluşmaktadır.
İlk zamanlar söylediği şiirlerin şekil ve tür özellikleri hakkında bilgisi yoktur.
Fedaî bilinir baştan, kaçılmazki bu ataşdan Ayırır kavim gardaşdan , veren alır emâneti…
Ozan Fedaî 21.2.2008
Âşık bu eseri yazarken tarzını dahi bilmezken Ali Uygun edebiyatçı hocasından “ Fedaî Dostum. Biliyormusun bu yazdığın şiirin nazım biçimi musammat gazel. Kurulması oldukça güç ve ustalık isteyen bir biçim.Çok güzel kurmuşsun gönlüne sağlık.” şeklinde bir mesaj alır ve zamanla yazdıklarının tarzını öğrenir. Koşma, ağıt, manzum hikaye, serbest şiir, musammat gazel, ilahi, taşlama, divan, güzelleme tarzında şiirler yazmaktadır. “ Konu belli ise şiir söylemek kolaydır fakat hepsinin akılda tutulması kolay olmuyor” diyen âşık irticalen şiir söylemektedir. “Bu tür eserler kirişten fırlayan ok gibi oluyor” benzetmesini yapmaktadır. Şairin başsağlığına gittiği yerde tanıdığı bir kişinin hali onu rahatsız edince irticalen söylediği şu şiiri okuyup oradan ayrılır.
Hayattayken atasına bakmayıp Öldüğünde ahu figan etmesin Yaşıyorken ocağını yakmayıp Öldüğünde ahu figan etmesin
Öldüğünde el gördülük ağlayıp Gözlerinin pınarları çağlayıp Utanmadan yürekleri dağlayıp Öldüğünde ahu figan etmesin
Unutarak çektikleri çileyi Bu iş bozar vallahi silsileyi Düşünerek akla gelmez hileyi Öldüğünde ahu figan etmesin
Evladı var ise atadır ata Göğüs gerer her türlü müşkülata Yaşarken ihtiyacı selavata Öldüğünde ahu figan etmesin
Ana baba duasını almayan Odur ömür boyu yüzü gülmeyen İnsan olup gerçekleri bilmeyen Öldüğünde ahu figan etmesin
Fedaî de olmaz böyle ifade Onlardan dua olur istifade Evlatlarım bana etsin iade! Öldüğümde ahu figan etmesin !!!
Âşığın 2008’de aşure çorbası yemeğe gittiği bir yerde irticalen söylediği şiir aşağıdadır.
Peygambere bile tuzağı kurdu Hazreti Ali’ (r.a) yi namazda vurdu Düşman islama ta o zaman vardı Ehlibeyt benim Kerbelâ benim
Kavim kavgaları çölü tozuttu Üstünlüğü almak için azıttı Düşman olan mervan ile yezid’ti Ehlibeyt benim Kerbelâ benim
Hz. Hasan şehit oldu sonra Hz. Hüseyin Arap düşmanıydı bu güzel soyun Ehli din olanlar işitin duyun Ehlibeyt benim Kerbelâ benim
Gerçek müslümana hazdır Kerbelâ Kendini bilene özdür Kerbelâ Yüreğimi yakan közdür Kerbelâ Ehlibeyt benim Kerbelâ benim
Gel Fedaî düşün metin ol metin Zulmüdür gafletin ve rehavetin Yarası yaşayan ehli sünnetin Ehlibeyt benim Kerbelâ benim
Âşığın buna benzer irticalen yazılmış bir çok eseri vardır. “Elbette ilk yazıldığı gibi muhafaza ediyorum, zaten şiirlerin güzelliği orada” diyen âşık şiirlerini genelde kayıt altına almaktadır. 2003 yılında kendi gayretleriyle amatörce bir kitap bastırmıştır. “Azad Eyle” adlı kitabında 80 şiiri mevcuttur. Kitap “Anadolu Sevdası”, “Söz Sözü Açarken”, “Emmoğluna Mektuplar”, “Avrupa Yılları” adlarıyla dört bölümden oluşuyor.Şair, yazar Durmuş Kaya’nın Haziran 2006’da yazdığı kitap ve Ozan Fedaî hakkındaki yazısından bir bölüm aşağıdadır ;
“Emmoğlu Ozan Fedaî, Azad Eyle isimli kitabında gurbetten memleketimize bakıyor. İnsanlarımıza bakıyor ve hatta , Turan illerini puslu gözlerle seyrediyor. Bu seyredişlerde hayıflanıyor, bazen öfkelenip inceden inceye taşlıyor, bazen damardan damara vuruyor. İlk şiir, Azad Eyle de Tanrı’ya sesleniyor ;
Özür diliyorum özür ya Rabbi Dünyada kalmadı huzur ya Rabbi Emanetini al hazır ya Rabbi Ya al bu canımı ya azad eyle
Kuran’ın ışığı kaplarken arzı Şahsi yorumluyor sofu sünneti farzı İslama uymuyor bugün bu hayat tarzı Ya al bu canımı ya azad eyle!
Edebiyat tarihimizde, Yunus Emre’ler, Karacaoğlan’lar, Pir Sultan Abdal’lar ne kadar yerini aldıysa, Ozan Fedaî de kalıcı eserleriyle, memleket, millet sevgisi ve ülküsüyle sarsılmaz bir yer edinmiştir.”
Âşık 30 Haziran 2007 Cumartesi günü Çamlıca tepesinde 41. kez yapılan Amasya Platformu’na , 10 Ağustos 2007 Hayrabolu’da 17. Ayçiçeği Festivali Şiir Dinletisi Programına , 6 Mart 2007 Kocaeli’de Muhteşem Amasya Gecesi’ne , 15 Temmuz 2007 Karaoğuz’da Yayla Şenlikleri’ne , 18 Mart 2007’de Amasya’lıların Futbol Coşkusu Programına ve birçok ozanlar gecesine katılmıştır.
Davut Akaslan’ın TVT Tv’de yayınlanan “Gurbetten Sılaya” programına defalarca katılan Ozan Fedaî ayrıca 2007’de Yüksel Özkasap’ın sunduğu programa Alev Özdemir ile beraber konuk olur. 2005’de TVT Tv’de Alev Özdemir’in sunduğu Seher Yeli Programı’na , Art Amasya yerel tv programına , 2007’de yerel Kütahya Tv’de Esat Anık’ın programına , 2007’de Adana Kozan’da Otağ Tv’de canlı yayına, 2007 yılının ilk aylarında TVT Tv’de Âşık Reyhani’yi anma programına ve daha birçok programa katılmıştır.
1983 yılında Almanya’nın Gelsenkirschen şehrinde düzenlenen âşıklar bayramında biri kendi eserinden diğeri ustamalı eserden kazandığı iki tane üçüncülüğü vardır.
Unesco tarafından Yunus Emre Yılı ilan edilen 1991 yılında Mainz şehrinde yapılan Yunus Emre Şiir Yarışması’nda birincilik ödülü almıştır.Yunus Emre’ye itâfen yazdığı şiiri aşağıdadır :
YUNUS EMRE’YE
Sevgi için insanlığı insana Dolaşır dillerde sözü Yunus’un Dertli dolap gibi yediyüz sene Çalab için inler özü Yunus2un
Aldanmamış bu dünyanın gamına Arzusu muhabbet tebliğ namına Doğruları beyan edip mümine Dinmemiş gönlünde sızı Yunus’un
Görülmemiş hak dostunun eğrisi İnsanlığı kardeşliğe çağrısı Dillerde yediyüz sene doğrusu Elbet kaybolmamış izi Yunus’un
Sağlamdır temele koyduğu taşlar Hakkı hakikatı gerçeği işler Daha nice aşığını ateşler Kıyamete kadar gözü Yunus’un
Hikmeti ilahi gönül vurgunu Barıştırmış küslüyü dargını Allah için Allah’ın her günü Yürümüş bedeni dizi Yunus’un
Fedaî geçmişi düşünür bazı Sönmüyor gönlümde ateşi közü Manasını yitirmeden her sözü Daima etkiler bizi Yunus’un
2002 yılında Almanya’nın Wupertahll şehrinde kendi eseri ile Türkü deyiş dalında birincilik ödülünü, şiir okuma dalında üçüncülük ödülünü, ustamalı eser ile deyiş dalında ikincilik ödülünü almıştır.
Ozan Fedaî’nin 1983 ve 1989 yıllarında “Almanya’dan Vatana” ve “Anadolu Marşı” isimlerinde çıkardığı iki kasedi vardır. “Zamanla müzik piyasası popüler isimlere kaset yaptıkları için biz bu konuda geri kaldık. Doğru bildiğimizi doğru söylediğimizden dolayı elimizden tutan olmadı” diyen âşık bu durum karşısında şikayetini dile getirir.
1989 ve 1991 yılları arasında Âşık Yaşar Reyhani ile aynı sahneyi paylaşmak, sahne çalışmalarında bulunmak ve yine o yıllarda Âşık Mahsunî ile Almanya’da kaldığı bir köyde yaptıkları sohbetler âşığın şairliğini etkilemiş, onun için dönüm noktası olmuştur. Âşık “Ustalarımdan her konuda çok şeyler öğrendim.Onlara Allah’tan rahmet diliyorum.Onlar Türk milletinin ozanları idi” demektedir.
Ozan âşık makamlarını fazla olmamakla birlikte bilmektedir. “Eseri yazarken onu bir makamla yazıyor söylüyorsunuz ya da irticalen oluyor. Ağırlıkla âşıklar kolay olduğu için uşak makamını tercih ederler. Koşma, destan, taşlama, ağıt tarzlarındaki eserleri elbette makamına göre okumak için bu makamları her âşığın bilmesi gerekir.” diyen âşığın Davut Sılar, Veysel Baba Müdami, Hüseyni makamı, Sümmani makamında çalıp söylediği birçok eseri vardır.
Sazda Mahsunî, sözde Âşık Veysel ve Âşık Reyhani şiirlerde Abdurrahim Karakoç’u örnek alan Ozan Fedaî herhangi bir âşığa çıraklık yapamadığı için âşıklık koluna uzak kalmıştır. Herhangi bir aşık koluna mensup değildir.
Ozan Fedaî Âşıklık geleneği için “işte beni yüreğimden yaralayan konu” demekte ve sözlerine şöyle devam etmektedir : “İşi ticarete döken bazı âşıklar gördüm. Türkiye genelinde çok âşık tanıdım. Elbette içlerinde çok takdir ettiğim âşıklar olduğu gibi sadece âşık desinler diye omuzlarında saz taşıyanları da gördüm. Eğer âşık yarınlara eser bırakmak istiyorsa eğitim şart. Bugünden tezi yok her âşığın ustasına saygı sevgi gösterip, kalıcı eserlerin yazılması için çabalaması, kültürümüze, tarihimize, Türkçemize sahip çıkması, uyduruk kelimeleri eserlerine koymaması, kopyacılıktan uzak durması, millete malolmuş eserlere sahip çıkması gerekmektedir. Biz olduğumuzu her zaman haykırmalıyız. ” İşte Ozan Fedaî’nin haykırışı ;
Yeter artık bunca bühtan Türk’üz Türk’ün özleriyiz Besleniriz bir kaynaktan Türk’üz Türk’ün özleriyiz
Sünnisiyle Alevisi Bu aşk âlevinin isi Hacı Bektaş Yesevisi Türk’üz Türk’ün özleriyiz
Aşk ile yanan Yunus’um Saymakla biter mi isim Bu konuda okyanusum Türk’üz Türk’ün özleriyiz
Fedaî’yim erlik gerek Erlik için varlık gerek Gönüllerde birlik gerek Türk’üz Türk’ün özleriyiz Bu ataşın közleriyiz
Hak eden âşıklara devletin sahip çıkmasını isteyen Ozan Fedaî, üniversitelerden beklentisini şöyle dile getirir : “Milletin öz değerlerinin korunmasında, araştırılmasında, öncülüklerini hakikaten ehli olanlarla olmayanların analizini yapmalarını isterim.”
Şiirlerinde özellikle ele aldığı konular mesaj, nasihat içerikli, taşlama, karma türünde, gurbet şiirleridir. Ozanın geleceğe yazacağı bir şeylerin olması için günlük aktüaliteyi takip etmesi gerektiğine inanır. “Âşık yaşadığı olaylara anında tepki gösterendir.” demektedir. Âşık gerçek isminin Fedaî olmasından dolayı mahlas aramamıştır. Fakat Amasya’nın Yassıçal (Ebemü) köyünde yaşamış mahlası Fedaî olan bir âşık varmış. Asıl ismi Hüseyin Gümüş olan âşık 1940 yılında vefat etmiş. “Benim ismim o zatı muhteremin mahlasıdır” demektedir.
Almanya’da uzun süre bir fabrikada tır şoförlüğü yapmıştır. 2003 yılında emekli olan âşık, âşıklık geleneğine daha fazla yararlı olabilmek için “Kalan ömrümü gittiği yere kadar Saz elimizde Söz dilimizde Öz yolumuzda Vatan bayrak mukaddesat diye devam edeceğiz” demektedir. Evli ve iki çocuk babasıdır. Halen Almanya’da ikâmet etmektedir.
Ozan Fedaî’nin bazı şiirleri aşağıdadır.
ANLATIRKEN
Ne bu gaflet ne bu riya Yıllar Türk,ü anlatırken Bitmeli kabuslu rüya .....Eller Türk,ü anlatırken .....Benim benden haberim yok
Ötüken,Mekke Medine Avrupadan çin seddine İnkar kimlerin haddine .....Çöller Türk,ü anlatırken .....Benim benden haberim yok
Yesvi’yle çıkıp köşke Hacı bektaş düştü aşka Koca Yûnus ile başka .....Diller Türk,ü anlatırken .....Benim benden haberim yok
Halay,ım zeybeğim başta Çayda çıralı gaggoş,da Baş bar,a kalkan dadaş,da .....Haller Türk,ü anlatırken .....Benim benden haberim yok
Bir sevdadır özündeki Kara değil yüzündeki Fedainin sazındaki .....Teller Türk,ü anlatırken .....Benim benden haberim yok .....Türkü türkü anlatırken .....Haberim yok haberin yok .....Seninsenden haberin yok .....Benim benden haberim yok
Ozan Fedaî 4.6.2001 ALMANYA
GURBETTE
Merdiven dayadım otuz dördüme Yolun yarısını geçtim gurbette Yalan dünya derman olmaz derdime Mevlamın yolunu seçtim gurbette
İbret gerek ölüsünden sağından Engin ovasından yüce dağından Maşagatten başka dünya bağından Sabır aldım şükür biçtim gurbette
Terki diyar tamm onaltı yaşımda Bir sevdanın yeli esti başımda Derviş oldum mürşidimin peşinde Koşuyorum kucak açtım gurbette
Fedaiyim ayrı düştüm yurdumdan Şair oldum bir davanın derdinden Mevlanalar.Yunusların ardından Diyardan diyara uçtum gurbette...
Nisan 1993 Griesheim
İnanmaz
Vefasız dost ömür güze dayandı Sonbahara geldiğime inanmaz Sen bana sor gönül nasıl dayandı Derdi dosttan aldığıma inanmaz
Yüzbin mihnet ile tuttuğum bendi Vefasız insanlar yıktı o bendi Beden tökezledi umut tükendi Neden naçar kaldığıma inanmaz
Kimse bulunmuyor insan düşünce Sabır taşı çatlar sabır taşınca Akşam olup gün gedikten aşınca Karanlığa daldığıma inanmaz
Selamım sabahım olur yad ile Mezara girerim ben bu ad ile Yıllardır gönlümün feryadı ile Dertli sazı çaldığıma inanmaz
Mevfta görmez kalan alır götürür Kanatsız kuş musallaya oturur Yarı buçuk bir selevat getirir Fedai,yim öldüğüme inanmaz
7.4.2004 BadCamberg
7.4.2004 BadCamberg
İZİN 1999
Eskilerin adı nostalji olmuş Kadir kıymet bilen az bizim elde Bütün beyinlere çağdaşlık dolmuş Rahmetsiz havada toz bizim elde
Anadolum Edirne,den Kars,ına Samsun,dan güneye Varın Mersin,e Maddenin peşinde yüzer tersine Ördek bizim elde kaz bizim elde
Umutlarım yeşermeden soluyor Her nereye baksam gözüm doluyor Hatır gönülde her gün mefta oluyor Kabuğa saklanmış öz bizim elde
Gözleri bürümüş maddenin hırsı Manayı itiyor elinin tersi Selamın yerine adiyo mersi Hayattan alınmaz haz bizim elde
Özünü beğenmez maymun bir sürü Doğduğundan beri moda esiri Bilmediklerinede bulur kusuru Anayı beğenmez kız bizim elde
Fedai bitmez dertler yazmakla Eline ne geçer çağa kızmakla Böyle oldu töreleri bozmakla Çağdışı sayılır saz bizim elde
Ozan Fedaî 1999 Temmuz Amasya
İKİ ATEŞ ARASINDA ..2
Kırk yıl oldu kırk yıl hala peşimden Alamancı diye bakıyorlar bak Ayrı kaldım ilim obam eşimden Ayrılık hasreti çekiyorlar bak
Ne Ankara ne de Berlin duymadı İkisi de bir kefeye koymadı Gurbetciyi adamdanda saymadı Olanı gazteden okuyorlar bak
Avutanlar unutanı sezdiler Çarklarında arpa gibi ezdiler Mölingende solingende üzdüler Irkçılar enseye çöküyorlar bak
Dün olanları biz sorgulamayınca Gerçekleri o gün sergilemeyince Yanlışları açık vurgulamayınca Yağ gibi her yöne akıyorlar bak
Amasya unutmaz Antep hele hiç Bu olayı unutmak sanırım çok güç Avrupanın başaına yakışmaz bu taç Sabotacla şimdi yakıyorlar bak
Ludwigshafen deki yaşanan dram İşte avrupada böyledir meram Gerçeği inkarın sonucu haram İnkar edip üste çıkıyorlar bak
Derdimi kimlere antsam nasıl Avrupa yurt değil meskendir asıl Asimle edilir yetişen nesil Nifak tohumları ekiyorlar bak
Yarım asır oldu tam yarım asır Elimiz ayağımız bağladı nasır Her gelen bizlerde bulunca kusur Almanlar kaşını yıkıyorlar bak
Kimlik tacirleri din tüccarları Kaldırdılar namus ile ar’ları Çoğunun özünü tüm inkarları Bizi çivi gibi çakıyorlar bak
Fedaiyim akıl izan duruyor Tuttuğumuz dallar kökden kuruyor Kul görmezse yüce Allah görüyor Medeniyiz diye şakıyorlar bak
Ozan Fedai 22.2.2008 Almanya
ON KASIM BUGÜN
Gerçekleri inkâr etmek suç dur suç Velakin ithamlar korkunç dur korkunç Başka söz anlamam sen onları geç ........Bir geldi bir daha gelmez Atatürk ........Gönlümüzde yaşar ölmez Atatürk
Konuşsun milletim susmasın sakın Sustukca na”mertler konuşur bakın Sustur sevmeyeni hal tavır takın ........Bir geldi bir daha gelmez Atatürk ........Gönlümüzde yaşar ölmez Atatürk
Millet olmak farklı velakin lider Daima halkının başında gider Bugünkü liderler altına eder ........Bir geldi bir daha gelmez Atatürk ........Gönlümüzde yaşar ölmez Atatürk
Çanakkale ,Sakarya ,Dumlupınar Tarih kokar toprak yaralar kanar On kasım dır bu gün yüreğim yanar ........Bir geldi bir daha gelmez Atatürk …....Gönlümüzde yaşar ölmez Atatürk
Ne anlatır bilmem dayatmalarla Nere varılır çamur atmalarla Nene hatunlar kara fatmalarla ........Bir geldi bir daha gelmez Atatürk ........Gönlümüzde yaşar ölmez Atatürk
Ne mutlu ki Türk’üm diyen’e demiş Demiş amma nerde duymaz ki memiş Gerçeği bilmemek çok ayıp imiş ........Bir geldi bir daha gelmez Atatürk ........Gönlümüzde yaşar ölmez Atatürk
Düşmana dar günde eğmemiş boyun Türkiye`yi kurup son bulmuş oyun Kargalar kuzgunlar gerçeği duyun ........Bir geldi bir daha gelmez Atatürk ........Gönlümüzde yaşar ölmez Atatürk
Beyler inkar etmek ayıp dır ayıp Sevmiyor kendini adamdan sayıp Tut de ki gırtlağından yakalayıp ........Bir geldi bir daha gelmez Atatürk ........Gönlümüzde yaşar ölmez Atatürk
Fedaiyim her gönül boz’kurdumuz Emanetin bize güzel yurdumuz Çok Yaşasın milletimiz ordumuz ........Bir geldi bir daha gelmez Atatürk ........Gönlümüzde yaşar ölmez Atatürk
Ozan Fedaî
Büyük kurtarıcımız ATATÜRK` ün ölümünün 68. yıl dönümünde milletimizin duyarlılığının, sevgi ve saygısının eksilmediği aksine arttığı muhakkaktır..ve Türk milletinin bir ozanı ve ferdi olarak bu şiirle Atamı yad ediyorum. Ve izindeyiz Atam. Ozan Fedaî Koç - 10.11.2006
ÖĞRETMENİM....
Öğretmenim sana kurban olayım Evladımı okut bizi öğrensin Onlar okusunda ben aç kalayım Okuma öğrensin yazı öğrensin
Bu vazife kutsal, omzunuzda yük Dünyada ahrette ödülün büyük Cehaletin yüzü her yerde soğuk Ana’yı baba’yı sizi öğrensin
Yüce Allah emrediyor okuyun Çocukları nakış nakış doku’yun Örettikce siz onlardan haz duyun Oğlanı öğrensin kızı öğrensin
Okumakla döner dünyanın çarkı Okursa cahilden olacak farkı Dünyada korktuğum sadece korku Cesaretle ilme hazı öğrensin
Tarihi örensin tarih dersinde Coğrafyada gezsin venüs mars’ında Öğret Edirnede öret Kars’ında Türkçe dersde dili’mizi öğrensin
Tarihinde yazar parlak mazi’si Okusunlar nedir şehit gazi’si Türkiyenin bunlar alın yazısı Ocakta ateşi közü öğrensin
Öğretmenim sensin derdime doktor Yunus Emremizin yararı çoktur Batı müziğinin yararı yoktur Ozan fedai`yi sazı öğrensin...
25.09.2005 Okulların yeni ders yılına başladığı bu günlerde Vefakar öğretmenlerime hediyem olsun istedim. Cümle öğretmenlerime selam ve hürmetlerimle...
REYHANİ BABAYA
Çocuk yaştan beri hayran eyledi Kükrer çağlar coşar üstad Reyhani Yaz gazeteci yaz dedi söyledi Vatan deyip koşar üstad Reyhani
Tercümandı halka, çok devlet gezdi Yanlış adımları yerinde sezdi Sazıyla beraber çok destan yazdı Sınırları aşar üstad Reyhani
Yıllarca konyada birinci âşık Manalı koşmalar tutardı ışık Âşıklara âşık olan bir âşık Aklımıza düşer üstad Reyhani
Ozanım üstadım ışıksın bana Koşarım peşinden ben yana yana Rabbim sağlık sıhhat versin de sana Filizlenip yeşer üstad Reyhani