Arama Yap:
 
      Ana Sayfa arrow BİOGRAFİ OZAN FEDAİ Pazartesi, 06 Eylül 2010      
 
BİOGRAFİ OZAN FEDAİ PDF Yazdır E-Posta
Yazar Yönetici   
Perşembe, 13 Ekim 2005

                                    No Image
 

                                        OZAN FEDAİ KOÇ




   1956 Yılında Amasya,nın merkeze bağlı SARIMEŞE (Efte) köyünde dünyaya geldi.

İlk okulu köyünde orta okulu AydInca nahiyesinde bitirdi.1975 yılında evlenip aile birleşimi ile  Almanyaya gitti.1976 senesinde Türkiye de 18 ay vatani görevini yaptı.1978 senesinde tekrar döndüğü almanyada çalışmaya başladı. Almanya,nın Darmstadt,a bağlı Griesheim kasabasında ikamet eden Fedai koç Kültür,sanat şölenlerinde dernek sohbetlerinde yer alarak Aşıklık geleneğini batı avrupada icra etmektedir.
    1983 almanyadan vatana.
    1989,da Anadolu marşı isimli kaset çalışmaları yayınlandı.


    1990 yılında Yunus Emre yılı olması  dolayısı ile ATIB(Avrupa türk islam birliği) tarafından düzenlenen şiir yarışmasında birincilik ödülü aldı.

    2002 yılında yapılan yarışmalarda  birincilik ve ikincilik ödülü aldı  Ozan Fedai halen saz şairi  olarak  şiirlerini yazmaya türkülerini söylemeye devam ediyor.ozan Fedai  evli olup iki çocuk baba,sıdır...

    2003 Yılında Azad eyle adlı kitap çalışması oldu ve hala basıma hazır iki adet kitap hazırlığı var.

   






ilk şiirim ve ilk göz ağrım ilk Türk`üm

Bilemedim alamanya beyleri
Köyümde kalırda şükür ederdim
Ulan para değiştirdin huyları
Vatanda ölürde şükür ederdim...
...........................................................
............................................................
..........................................................
..........................................................
Fedai`m aldanma sen süslerine
Boyun eğer oldun el pislerine
Alerji olurum çan seslerine
Dağda davar güder şükür ederdim.. dedik

1979 yılında başladım şiire akabinde saz çalmayı öğrendim...1983de Almanyadan vatana kaset çalışmam..1989 da Anadolu marşı adlı kaset çalışmam oldu 1987 de sahne çalışmalarım başladı.
çeşitli yarışmalarda birin cilik ikincilik üçüncülük mansiyon ödülleri aldım. 1991 yılında avrupa Yunus Emre şiir yarışması birincilik ödülü aldım...2003 yılında Azad eyle adlı şiir kitabı çalışmam oldu..ve halen iki kitap çalışmam devam ediyor basım aşamasında hazır. ve hala avrupada dernek sohbetleri ve sahne çalışmalarım devam etmekde yim.
evli ve iki çocuk babasıyım..halen Almanyada ikamet etmekteyim..



Fedai`yim harap gönül sarayım .
Çaresi bulunmaz derin yarayım.
Senden başka kim varki yalvarayım.
Ya al bu canımı ya Rab ya azad eyle...
.........................................................................................

Fedai`yim sevdama hak yolunda yorulmam
Allah ömür verdikçe yanlış fikre sarılmam
Türk islam düşmanıyla ölsem bile bir olmam
............Hakimiyet Allah,n bu devran böyle gitmez
............El ele vermek lazım, nutuklarla iş bitmez




www.fedaice.side.de
Son olarak tvt tvde gurbetten sılaya DAVUT AKASLAN LA seher yeli ALEV ÖZDEMİR LEve değişik proğramlara katıldım..TÜRKŞOV TV DA YÜKSEL ÖZKASAP

YÖRESEL TV LERDEDE  PROĞRAMLARIM OLDU

REYHANİ ÜSTADI ANMA PROĞRAMINA KATILDIM SON OLARAK

ALLAH BU CANI BENDEN ALMADIĞI MÜTDEDCE KALEMİMİ SESİ`Mİ SAZ`IMI VATANIM BAYRAĞIM VE MANEVİYATIM İÇİN TÜKETECEĞİME SÖZ VERDİM...

ALLAH`IM BENİ DOSTLARIMDAN SEN KORU

DÜŞMANLARA TEDBİRİMİ ALABİLİRİM...





MAHLAS ım

İsmim Amasyanın Yassı çal beldesinde meftun olan Aşık fedainin ismidir.


ismim fedai olunca Başka mahlasada ihtiyaç duymadım




.................................................................................................
AŞAĞIDAKİ ÇALIŞMADA EMEĞİ OLAN AYŞE KELEŞ KARDEŞİME TEŞEKKÜREDERİM
.....................................................................................................

FEDAÎ KOÇ

(ÂŞIK FEDAÎ)
                                                                                                                               Ayşe KELEŞ*



Fedaî Koç 12.9.1956 yılında Amasya’nın Sarımeşe köyünde doğmuştur.Diğer adıyla Öz diye bilinen Sarımeşe köyü Amasya Turhal Tokat yolu üzerinde 42. km’de bulunmaktadır.Köy Amasya’nın ilk kurulan dört köyünden biridir.Geleneklerine bağlı bir yaşam tarzı olan bu köyde Horasan erlerinden Ergonaş babanın kızı ve oğlu meftundur.Bazı tarihçiler Karakeçili yörüklerinden olduklarını söylese de o iz bulunmamaktadır.

Ortaokul mezunudur.İlkokulu köyünde okuyan âşık orta okulu 1970-73 tarihinde Aydınca nahiyesinde hergün yaklaşık 20 km yürüyerek zor şartlarda okumuştur.Babası Kore gazilerinde olup Kunuri savaşında çemberi yarıp kurtulan askerlerden biridir.Birleşmiş Milletlerin ve Kore devletinin vermiş olduğu iki madalyası vardır.Âşığın babası iki evlidir. Annesinin önceki kocasından dört çocuğu, babasının önceki hanımından dört çocuğu vardır. Sekiz üvey kardeşi olan âşığın öz kardeşi yoktur.Babası 1992 yılının aralık ayı sonunda vefat etmiştir.

Almanya’da çalışan bir akrabasının kızı ile evlenip 1975 ocak ayında Almanya’ya gitmiştir.Âşığın ailesinde ve çevresinde âşık bulunmamaktadır.“Çocuk yaşta oğlak kuzu güderken kâh korkumuzdan dağlarda, kâh neşemizden kendi kendimize türküler söylerdik” diyen şair şiire önceden hevesli olsa da şiir yazmaya 1979 güz ayında başlamıştır.“İlk göz ağrım,ilk şiirim ilk türküm” dediği şiiri aşağıdadır :

Bilemedim Alamanya beyleri
Köyümde kalırda şükür ederdim
Hain para değiştirdin huyları
Köyümde ölürde şükür ederdim

Kölelere köle olacağıma
Burada milyoner olacağıma
Burada balkaymak bulacağıma
Kuru ekmek bulurda şükür ederdim

Aldanma Fedaî  sen süslerine
Boyun eğer olduk el pislerine
Alerji olurum çan seslerine
Dağda davar güder şükür ederdim.



1976 Kasım ayında askere giden âşık orada saz çalmayı öğrenmeye çalışmış fakat başaramamıştır.1978 haziran ayında vatani görevini bitirip geri Almanya’ya dönmüştür. Askerden döndükten sonra saz alıp askerde gördüklerini uygulamaya başlamış , saz çalmayı kendi başına notasız öğrenmiştir.

Şair rüyasında “Belan” adında bir evliyanın bulunduğu “Belan” denen mevkide kendisini saz çalıp türkü söylerken gördüğü çok olmuştur. Şairin “tek bildiğim bir rüyanın etkisinde yazdığım şiirim” dediği şiiri aşağıdadır.

Kulak verdim erenlere erlere
Sevgidir dünyanın varı dediler
Bir göz atın gökyüzüne yerlere
İbrettir karınca arı dediler

Üstünlük takvada zenginlik boştur
Dünyada kamillik enginlik hoştur
Dört mevsimin bakın biride kıştır
Yaş ile yanacak kuru dediler

Sevenleri yakar aşkı ateşi
O aşk ile çağlar gözünün yaşı
İnsan olmak insan her şeyin başı
Mevladır kulunun yârı dediler

Akıl bir ummandır fikir bir pınar
Mantık o pınarın suyuna kanar
Aşıklar dünyada aşk ile yanar
Ne yapar cehennem nârı dediler

Aldanma Fedaî şekile tipe
Sirkenin keskini zarardır küpe
Sarılıp mevladan uzanan ipe
Korkmadan yoluna yürü dediler


“Almanya’ya geldiğim yıllarda âşıkların kaset, kitap ve plaklarından bulabildiklerimle yetiniyordum” diyen âşığın sözde ve sazda ustası olmamıştır. Öğrendiklerinin onu tatmin etmemesinden dolayı saz çalan arkadaşlarının yanına sık sık gider ve onları seyreder. 1980 yılında dernek şölenlerinde çalmaya başlar. 1987 yılında Avrupa’daki adı ATİB (Avrupa Türk İslam Birliği) olan bir kuruluşun kadrosuna alınır ve orada ustalarla tanışır. Âşık “Kasetlerini plaklarını dinleyerek büyüdüğüm üstadlarla aynı sahneyi paylaşabilmem dahi benim için onurdu.” demektedir.





Âşık atışmalarına katılan âşık 1993 yılında bir festivalde yaşadığı hoş olmayan bir atışmadan dolayı “Atıştığım âşığı tanırsam katılıyorum, tanımazsam katılmıyorum. Her yerde olduğu gibi insan karakterli olmalı milleti güldürmek, eğlendirmek adına şarlatanlık yapanlarla atışmaya girmemek gerekir. Dilimin döndüğü kadar edebi olan her atışmaya girerim.” demektedir. “Dinleyici sayısı ister bir olsun, ister bin olsun kabul gördüğü her yerde şiirlerimi, türkülerimi okumaktan haz alırım” diyen âşık şiirlerini düğünlerde daha çok konserlerde icra etmektedir.

Yunus Emre, Pir Sultan Abdal, Karacaoğlan, Sümmani Baba, Âşık Şenlik, Seyrani, Âşık Dertli, Âşık Veysel tanıdığı âşıklardandır. “Bu isimler saymakla bitmez. Geride iz bırakan âşıklarımızın eserlerini beğenmemek olur mu? ” diyen âşık, Pir Sultan Abdal’ı , Sümmani Baba’yı , Karacaoğlan’ı , Âşık Veysel’i , Âşık Mahsunî Şerif’i , Âşık Yaşar’ı , Âşık Reyhanî’yi , Âşık Seyrani’yi , Erzurumlu Emrah’ı kendisine usta kabul etmiştir. Bulunduğu şehirde bir külliyeye üye olan âşık burada zaman buldukça arkadaşları ile buluşmaktadır.

İlk zamanlar söylediği şiirlerin şekil ve tür özellikleri hakkında bilgisi yoktur.

Denize düşmeyen bilmez gemide selâmeti
Olanlardan ibret almaz , cahilliğin alâmeti

Kavgaların bitmediği , akılların yetmediği
Hesapların tutmadığı , yanlışların delâleti

Ham fikirler olmuş azık, gerçeklere olur yazık
Kimin için kanun tüzük , hiçe saymak kemâleti

Düşünülmez kader kaza , şükredenler yoktur aza
Teslim olmuşlar cambaza , madde sanıp asaleti

Hükmü bilinmiyor dinin , hesabı sorulmaz kinin
Pilanı hin oğlu hinin , başımızda melâneti

İnsanlıksa kırıp dökmek , haram olur yenen ekmek
Dönüp arkasından bakmak , hatırlatır cehaleti

Ah çekilir dilde kalır , ahuzârı gülde kalır
Meyveler ham dalda kalır , hayal eder hayaleti

Yeter artık gülmeliyiz , hakikatle dolmalıyız
Gerçekleri bulmalıyız , bırakalım sefaleti

Fedaî bilinir baştan, kaçılmazki bu ataşdan
Ayırır kavim gardaşdan , veren alır emâneti…

Ozan Fedaî            21.2.2008





Âşık bu eseri yazarken tarzını dahi bilmezken Ali Uygun edebiyatçı hocasından “ Fedaî Dostum. Biliyormusun bu yazdığın şiirin nazım biçimi musammat gazel. Kurulması oldukça güç ve ustalık isteyen bir biçim.Çok güzel kurmuşsun gönlüne sağlık.” şeklinde bir mesaj alır ve zamanla yazdıklarının tarzını öğrenir. Koşma, ağıt, manzum hikaye, serbest şiir, musammat gazel, ilahi, taşlama, divan, güzelleme tarzında şiirler yazmaktadır. “ Konu belli ise şiir söylemek kolaydır fakat hepsinin akılda tutulması kolay olmuyor” diyen âşık irticalen şiir söylemektedir. “Bu tür eserler kirişten fırlayan ok gibi oluyor” benzetmesini yapmaktadır. Şairin başsağlığına gittiği yerde tanıdığı bir kişinin hali onu rahatsız edince irticalen söylediği şu şiiri okuyup oradan ayrılır.

Hayattayken atasına bakmayıp
Öldüğünde ahu figan etmesin
Yaşıyorken ocağını yakmayıp
Öldüğünde ahu figan etmesin

Öldüğünde el gördülük ağlayıp
Gözlerinin pınarları çağlayıp
Utanmadan yürekleri dağlayıp
Öldüğünde ahu figan etmesin

Unutarak çektikleri çileyi
Bu iş bozar vallahi silsileyi
Düşünerek akla gelmez hileyi
Öldüğünde ahu figan etmesin

Evladı var ise atadır ata
Göğüs gerer her türlü müşkülata
Yaşarken ihtiyacı selavata
Öldüğünde ahu figan etmesin

Ana baba duasını almayan
Odur ömür boyu yüzü gülmeyen
İnsan olup gerçekleri bilmeyen
Öldüğünde ahu figan etmesin

Fedaî  de olmaz böyle ifade
Onlardan dua  olur istifade
Evlatlarım bana etsin iade!
Öldüğümde ahu figan etmesin !!!






Âşığın 2008’de aşure çorbası yemeğe gittiği bir yerde irticalen söylediği şiir aşağıdadır.

Türk’üm müslümanım benim özlerim
Ehlibeyt benim Kerbelâ benim
Asırlardır bu yarayla sızlarım
Ehlibeyt benim Kerbelâ benim

Peygambere bile tuzağı kurdu
Hazreti Ali’ (r.a) yi namazda vurdu
Düşman islama ta o zaman vardı
Ehlibeyt benim Kerbelâ benim

Kavim kavgaları çölü tozuttu
Üstünlüğü almak için azıttı
Düşman olan mervan ile yezid’ti
Ehlibeyt benim Kerbelâ benim

Hz. Hasan şehit oldu sonra Hz. Hüseyin
Arap düşmanıydı bu güzel soyun
Ehli din olanlar işitin duyun
Ehlibeyt benim Kerbelâ benim

Gerçek müslümana hazdır Kerbelâ
Kendini bilene özdür Kerbelâ
Yüreğimi yakan közdür Kerbelâ
Ehlibeyt benim Kerbelâ benim

Gel Fedaî düşün metin ol metin
Zulmüdür gafletin ve rehavetin
Yarası yaşayan ehli sünnetin
Ehlibeyt benim Kerbelâ benim


Âşığın buna benzer irticalen yazılmış bir çok eseri vardır. “Elbette ilk yazıldığı gibi muhafaza ediyorum, zaten şiirlerin güzelliği orada” diyen âşık şiirlerini genelde kayıt altına almaktadır. 2003 yılında kendi gayretleriyle amatörce bir kitap bastırmıştır. “Azad Eyle” adlı kitabında 80 şiiri mevcuttur. Kitap “Anadolu Sevdası”, “Söz Sözü Açarken”, “Emmoğluna Mektuplar”, “Avrupa Yılları” adlarıyla dört bölümden oluşuyor.Şair, yazar Durmuş Kaya’nın Haziran 2006’da yazdığı kitap ve Ozan Fedaî hakkındaki yazısından bir bölüm aşağıdadır ;



“Emmoğlu Ozan Fedaî, Azad Eyle isimli kitabında gurbetten memleketimize bakıyor. İnsanlarımıza bakıyor ve hatta , Turan illerini puslu gözlerle seyrediyor. Bu seyredişlerde hayıflanıyor, bazen öfkelenip inceden inceye taşlıyor, bazen damardan damara vuruyor. İlk şiir, Azad Eyle de Tanrı’ya sesleniyor ;

Özür diliyorum özür ya Rabbi
Dünyada kalmadı huzur ya Rabbi
Emanetini al hazır ya Rabbi
Ya al bu canımı ya azad eyle

Kuran’ın ışığı kaplarken arzı
Şahsi yorumluyor sofu sünneti farzı
İslama uymuyor bugün bu hayat tarzı
Ya al bu canımı ya azad eyle!


Edebiyat tarihimizde, Yunus Emre’ler, Karacaoğlan’lar, Pir Sultan Abdal’lar ne kadar yerini aldıysa, Ozan Fedaî de kalıcı eserleriyle, memleket, millet sevgisi ve ülküsüyle sarsılmaz bir yer edinmiştir.”

Âşık 30 Haziran 2007 Cumartesi günü Çamlıca tepesinde 41. kez yapılan Amasya Platformu’na , 10 Ağustos 2007 Hayrabolu’da 17. Ayçiçeği Festivali Şiir Dinletisi Programına , 6 Mart 2007 Kocaeli’de Muhteşem Amasya Gecesi’ne , 15 Temmuz 2007 Karaoğuz’da Yayla Şenlikleri’ne , 18 Mart 2007’de Amasya’lıların Futbol Coşkusu Programına ve birçok ozanlar gecesine katılmıştır.

Davut Akaslan’ın TVT Tv’de yayınlanan “Gurbetten Sılaya” programına defalarca katılan Ozan Fedaî ayrıca 2007’de Yüksel Özkasap’ın sunduğu programa Alev Özdemir ile beraber konuk olur. 2005’de TVT Tv’de Alev Özdemir’in sunduğu Seher Yeli Programı’na , Art Amasya yerel tv programına , 2007’de yerel Kütahya Tv’de Esat Anık’ın programına , 2007’de Adana Kozan’da Otağ Tv’de canlı yayına, 2007 yılının ilk aylarında TVT Tv’de Âşık Reyhani’yi anma programına ve daha birçok programa katılmıştır.

1983 yılında Almanya’nın Gelsenkirschen şehrinde düzenlenen âşıklar bayramında biri kendi eserinden diğeri ustamalı eserden kazandığı iki tane üçüncülüğü vardır.

Unesco tarafından Yunus Emre Yılı ilan edilen 1991 yılında Mainz şehrinde yapılan Yunus Emre Şiir Yarışması’nda birincilik ödülü almıştır.Yunus Emre’ye itâfen yazdığı şiiri aşağıdadır :

YUNUS EMRE’YE

Sevgi için insanlığı insana
Dolaşır dillerde sözü Yunus’un
Dertli dolap gibi yediyüz sene
Çalab için inler özü Yunus2un

Aldanmamış bu dünyanın gamına
Arzusu muhabbet tebliğ namına
Doğruları beyan edip mümine
Dinmemiş gönlünde sızı Yunus’un

Görülmemiş hak dostunun eğrisi
İnsanlığı kardeşliğe çağrısı
Dillerde yediyüz sene doğrusu
Elbet kaybolmamış izi Yunus’un

Sağlamdır temele koyduğu taşlar
Hakkı hakikatı gerçeği işler
Daha nice aşığını ateşler
Kıyamete kadar gözü Yunus’un

Hikmeti ilahi gönül vurgunu
Barıştırmış küslüyü dargını
Allah için Allah’ın her günü
Yürümüş bedeni dizi Yunus’un

Fedaî geçmişi düşünür bazı
Sönmüyor gönlümde ateşi közü
Manasını yitirmeden her sözü
Daima etkiler bizi Yunus’un


2002 yılında Almanya’nın Wupertahll şehrinde kendi eseri ile Türkü deyiş dalında birincilik ödülünü, şiir okuma dalında üçüncülük ödülünü, ustamalı eser ile deyiş dalında ikincilik ödülünü almıştır.

Ozan Fedaî’nin 1983 ve 1989 yıllarında “Almanya’dan Vatana” ve “Anadolu Marşı” isimlerinde çıkardığı iki kasedi vardır. “Zamanla müzik piyasası popüler isimlere kaset yaptıkları için biz bu konuda geri kaldık. Doğru bildiğimizi doğru söylediğimizden dolayı elimizden tutan olmadı” diyen âşık bu durum karşısında şikayetini dile getirir.

1989 ve 1991 yılları arasında Âşık Yaşar Reyhani ile aynı sahneyi paylaşmak, sahne çalışmalarında bulunmak ve yine o yıllarda Âşık Mahsunî ile Almanya’da kaldığı bir köyde yaptıkları sohbetler âşığın şairliğini etkilemiş, onun için dönüm noktası olmuştur. Âşık “Ustalarımdan her konuda çok şeyler öğrendim.Onlara Allah’tan rahmet diliyorum.Onlar Türk milletinin ozanları idi” demektedir.


Ozan âşık makamlarını fazla olmamakla birlikte bilmektedir. “Eseri yazarken onu bir makamla yazıyor söylüyorsunuz ya da irticalen oluyor. Ağırlıkla âşıklar kolay olduğu için uşak makamını tercih ederler. Koşma, destan, taşlama, ağıt tarzlarındaki eserleri elbette makamına göre okumak için bu makamları her âşığın bilmesi gerekir.” diyen âşığın Davut Sılar, Veysel Baba Müdami, Hüseyni makamı, Sümmani makamında çalıp söylediği birçok eseri vardır.

Sazda Mahsunî, sözde Âşık Veysel ve Âşık Reyhani şiirlerde Abdurrahim Karakoç’u örnek alan Ozan Fedaî herhangi bir âşığa çıraklık yapamadığı için âşıklık koluna uzak kalmıştır. Herhangi bir aşık koluna mensup değildir.

Ozan Fedaî Âşıklık geleneği için “işte beni yüreğimden yaralayan konu” demekte ve sözlerine şöyle devam etmektedir : “İşi ticarete döken bazı âşıklar gördüm. Türkiye genelinde çok âşık tanıdım. Elbette içlerinde çok takdir ettiğim âşıklar olduğu gibi sadece âşık desinler diye omuzlarında saz taşıyanları da gördüm. Eğer âşık yarınlara eser bırakmak istiyorsa eğitim şart. Bugünden tezi yok her âşığın ustasına saygı sevgi gösterip, kalıcı eserlerin yazılması için çabalaması, kültürümüze, tarihimize, Türkçemize sahip çıkması, uyduruk kelimeleri eserlerine koymaması, kopyacılıktan uzak durması, millete malolmuş eserlere sahip çıkması gerekmektedir. Biz olduğumuzu her zaman haykırmalıyız. ”  İşte Ozan Fedaî’nin haykırışı ;

Yeter artık bunca bühtan
Türk’üz Türk’ün özleriyiz
Besleniriz bir kaynaktan
Türk’üz Türk’ün özleriyiz

Sünnisiyle Alevisi
Bu aşk âlevinin isi
Hacı Bektaş Yesevisi
Türk’üz Türk’ün özleriyiz

Aşk ile yanan Yunus’um
Saymakla biter mi isim
Bu konuda okyanusum
Türk’üz Türk’ün özleriyiz

Fedaî’yim erlik gerek
Erlik için varlık gerek
Gönüllerde birlik gerek
Türk’üz Türk’ün özleriyiz
Bu ataşın közleriyiz
  





Hak eden âşıklara devletin sahip çıkmasını isteyen Ozan Fedaî, üniversitelerden beklentisini şöyle dile getirir : “Milletin öz değerlerinin korunmasında, araştırılmasında, öncülüklerini hakikaten ehli olanlarla olmayanların analizini yapmalarını isterim.”

Şiirlerinde özellikle ele aldığı konular mesaj, nasihat içerikli, taşlama, karma türünde, gurbet şiirleridir. Ozanın geleceğe yazacağı bir şeylerin olması için günlük aktüaliteyi takip etmesi gerektiğine inanır. “Âşık yaşadığı olaylara anında tepki gösterendir.” demektedir. Âşık gerçek isminin Fedaî olmasından dolayı mahlas aramamıştır. Fakat Amasya’nın Yassıçal (Ebemü) köyünde yaşamış mahlası Fedaî olan bir âşık varmış. Asıl ismi Hüseyin Gümüş olan âşık 1940 yılında vefat etmiş. “Benim ismim o zatı muhteremin mahlasıdır” demektedir.

Almanya’da uzun süre bir fabrikada tır şoförlüğü yapmıştır. 2003 yılında emekli olan âşık, âşıklık geleneğine daha fazla yararlı olabilmek için “Kalan ömrümü gittiği yere kadar
Saz elimizde
Söz dilimizde
Öz yolumuzda
Vatan bayrak mukaddesat diye devam edeceğiz” demektedir. Evli ve iki çocuk babasıdır. Halen Almanya’da ikâmet etmektedir.

Ozan Fedaî’nin bazı şiirleri aşağıdadır.



     ANLATIRKEN


Ne bu gaflet ne bu riya
Yıllar Türk,ü anlatırken
Bitmeli kabuslu rüya
.....Eller Türk,ü anlatırken
.....Benim benden haberim yok

Ötüken,Mekke Medine
Avrupadan çin seddine
İnkar kimlerin haddine
.....Çöller  Türk,ü anlatırken
.....Benim benden haberim yok

Yesvi’yle çıkıp köşke
Hacı bektaş düştü aşka
Koca Yûnus ile başka
.....Diller Türk,ü anlatırken
.....Benim benden haberim  yok

Halay,ım zeybeğim başta
Çayda çıralı gaggoş,da
Baş bar,a kalkan dadaş,da
.....Haller Türk,ü anlatırken
.....Benim benden haberim yok

Bir sevdadır özündeki
Kara değil yüzündeki
Fedainin sazındaki
.....Teller Türk,ü anlatırken
.....Benim benden haberim yok
.....Türkü türkü anlatırken
.....Haberim yok haberin yok
.....Seninsenden haberin yok
.....Benim benden haberim yok

Ozan Fedaî
4.6.2001       ALMANYA





            GURBETTE



Merdiven dayadım otuz dördüme
Yolun yarısını geçtim gurbette
Yalan dünya derman olmaz derdime
Mevlamın yolunu seçtim gurbette

İbret gerek ölüsünden sağından
Engin ovasından yüce dağından
Maşagatten başka dünya bağından
Sabır aldım şükür biçtim gurbette

Terki diyar tamm onaltı yaşımda
Bir sevdanın yeli esti başımda
Derviş oldum mürşidimin peşinde
Koşuyorum kucak açtım gurbette

Fedaiyim ayrı düştüm yurdumdan
Şair oldum bir davanın derdinden
Mevlanalar.Yunusların ardından
Diyardan diyara uçtum gurbette...

Nisan 1993 Griesheim




İnanmaz


Vefasız dost ömür güze dayandı
Sonbahara geldiğime inanmaz
Sen bana sor gönül nasıl dayandı
Derdi dosttan aldığıma inanmaz

Yüzbin mihnet ile tuttuğum bendi
Vefasız insanlar  yıktı o bendi
Beden tökezledi umut tükendi
Neden naçar kaldığıma inanmaz

Kimse bulunmuyor insan düşünce
Sabır taşı çatlar sabır taşınca
Akşam olup gün gedikten aşınca
Karanlığa daldığıma inanmaz

Selamım sabahım olur yad ile
Mezara girerim  ben bu ad ile
Yıllardır gönlümün feryadı ile
Dertli sazı çaldığıma inanmaz

Mevfta  görmez kalan alır götürür
Kanatsız kuş musallaya oturur
Yarı buçuk bir selevat getirir
Fedai,yim öldüğüme inanmaz

7.4.2004 BadCamberg





7.4.2004 BadCamberg



               İZİN 1999



Eskilerin adı nostalji olmuş
Kadir kıymet bilen az bizim elde
Bütün beyinlere çağdaşlık dolmuş
Rahmetsiz havada toz bizim elde

Anadolum Edirne,den Kars,ına
Samsun,dan güneye Varın Mersin,e
Maddenin peşinde yüzer tersine
Ördek bizim elde kaz bizim elde

Umutlarım yeşermeden soluyor
Her nereye baksam gözüm doluyor
Hatır gönülde her gün mefta oluyor
Kabuğa saklanmış öz bizim elde

Gözleri bürümüş maddenin hırsı
Manayı itiyor elinin tersi
Selamın yerine adiyo mersi
Hayattan alınmaz haz bizim elde

Özünü beğenmez maymun bir sürü
Doğduğundan beri moda esiri
Bilmediklerinede bulur kusuru
Anayı beğenmez kız bizim elde

Fedai bitmez dertler yazmakla
Eline ne geçer çağa kızmakla
Böyle oldu töreleri bozmakla
Çağdışı sayılır saz bizim elde

Ozan Fedaî 1999
Temmuz Amasya



     İKİ ATEŞ ARASINDA ..2


Kırk yıl oldu kırk yıl hala peşimden
Alamancı diye bakıyorlar bak
Ayrı kaldım ilim obam eşimden
Ayrılık hasreti çekiyorlar bak

Ne Ankara ne de Berlin duymadı
İkisi de bir  kefeye koymadı
Gurbetciyi adamdanda saymadı
Olanı gazteden okuyorlar bak

Avutanlar unutanı sezdiler
Çarklarında arpa gibi ezdiler
Mölingende solingende üzdüler
Irkçılar enseye çöküyorlar bak

Dün olanları biz sorgulamayınca
Gerçekleri o gün sergilemeyince
Yanlışları açık vurgulamayınca
Yağ gibi her yöne akıyorlar bak

Amasya unutmaz Antep hele hiç
Bu olayı unutmak sanırım çok güç
Avrupanın başaına yakışmaz bu taç
Sabotacla şimdi  yakıyorlar bak

Ludwigshafen deki yaşanan dram
İşte avrupada böyledir meram
Gerçeği inkarın sonucu haram
İnkar edip üste çıkıyorlar bak

Derdimi kimlere antsam nasıl
Avrupa yurt değil meskendir asıl
Asimle edilir yetişen nesil
Nifak tohumları ekiyorlar bak

Yarım asır oldu  tam yarım asır
Elimiz ayağımız bağladı nasır
Her gelen bizlerde bulunca kusur
Almanlar kaşını yıkıyorlar bak

Kimlik tacirleri din tüccarları
Kaldırdılar namus ile  ar’ları
Çoğunun özünü  tüm  inkarları
Bizi  çivi gibi çakıyorlar bak

Fedaiyim akıl izan duruyor
Tuttuğumuz dallar kökden kuruyor
Kul görmezse yüce Allah görüyor
Medeniyiz diye şakıyorlar bak

Ozan Fedai  22.2.2008 Almanya




         ON KASIM BUGÜN


Gerçekleri inkâr etmek suç dur suç
Velakin ithamlar korkunç dur korkunç
Başka söz anlamam sen onları geç
........Bir geldi bir daha gelmez Atatürk
........Gönlümüzde yaşar ölmez Atatürk


Konuşsun milletim susmasın sakın
Sustukca na”mertler konuşur bakın
Sustur sevmeyeni hal tavır takın
........Bir geldi bir daha gelmez Atatürk
........Gönlümüzde yaşar ölmez Atatürk


Millet olmak farklı velakin lider
Daima halkının başında gider
Bugünkü liderler altına eder
........Bir geldi bir daha gelmez Atatürk
........Gönlümüzde yaşar ölmez Atatürk


Çanakkale ,Sakarya ,Dumlupınar
Tarih kokar toprak yaralar kanar
On kasım dır bu gün yüreğim yanar
........Bir geldi bir daha gelmez Atatürk
…....Gönlümüzde yaşar ölmez Atatürk


Ne anlatır bilmem dayatmalarla
Nere varılır çamur atmalarla
Nene hatunlar kara fatmalarla
........Bir geldi bir daha gelmez Atatürk
........Gönlümüzde yaşar ölmez Atatürk

Ne mutlu ki Türk’üm diyen’e demiş
Demiş amma nerde duymaz ki memiş
Gerçeği bilmemek çok ayıp imiş
........Bir geldi bir daha gelmez Atatürk
........Gönlümüzde yaşar ölmez Atatürk

Düşmana dar günde eğmemiş boyun
Türkiye`yi kurup son bulmuş oyun
Kargalar kuzgunlar gerçeği duyun
........Bir geldi bir daha gelmez Atatürk
........Gönlümüzde yaşar ölmez Atatürk

Beyler inkar etmek ayıp dır ayıp
Sevmiyor kendini adamdan sayıp
Tut de ki gırtlağından yakalayıp
........Bir geldi bir daha gelmez Atatürk
........Gönlümüzde yaşar ölmez Atatürk


Fedaiyim her gönül boz’kurdumuz
Emanetin bize güzel yurdumuz
Çok Yaşasın milletimiz ordumuz
........Bir geldi bir daha gelmez Atatürk
........Gönlümüzde yaşar ölmez Atatürk


Ozan Fedaî


Büyük kurtarıcımız ATATÜRK` ün ölümünün 68. yıl dönümünde milletimizin
duyarlılığının, sevgi ve saygısının eksilmediği aksine arttığı muhakkaktır..ve Türk milletinin bir ozanı ve ferdi olarak bu şiirle Atamı yad ediyorum.
Ve izindeyiz Atam.
Ozan Fedaî Koç  -  10.11.2006





       ÖĞRETMENİM....
 
                        

Öğretmenim sana kurban olayım
Evladımı okut bizi öğrensin
Onlar okusunda ben aç kalayım
Okuma öğrensin yazı öğrensin

Bu vazife kutsal, omzunuzda yük
Dünyada ahrette ödülün büyük
Cehaletin yüzü her yerde soğuk
Ana’yı baba’yı sizi öğrensin

Yüce Allah emrediyor okuyun
Çocukları nakış nakış doku’yun
Örettikce siz onlardan haz duyun
Oğlanı öğrensin kızı öğrensin

Okumakla döner dünyanın çarkı
Okursa cahilden olacak farkı
Dünyada korktuğum sadece korku
Cesaretle ilme hazı öğrensin

Tarihi örensin tarih dersinde
Coğrafyada gezsin venüs mars’ında
Öğret Edirnede öret Kars’ında
Türkçe dersde dili’mizi öğrensin

Tarihinde yazar parlak mazi’si
Okusunlar nedir şehit gazi’si
Türkiyenin bunlar alın yazısı
Ocakta ateşi közü öğrensin

Tekerür etmesin hatalarımız
Atatürk’ümüzle ata’larımız
Bizi kurtaracak yarınlarımız
Astarı öğrensin yüzü öğrensin

Öğretmenim sensin derdime doktor
Yunus Emremizin yararı çoktur
Batı müziğinin yararı yoktur
Ozan fedai`yi sazı öğrensin...

25.09.2005
Okulların yeni ders yılına başladığı bu günlerde
Vefakar öğretmenlerime hediyem olsun istedim.
Cümle öğretmenlerime selam ve hürmetlerimle...





       REYHANİ BABAYA



Çocuk yaştan beri hayran eyledi
Kükrer çağlar coşar üstad Reyhani
Yaz gazeteci yaz dedi söyledi
Vatan deyip koşar üstad Reyhani

Tercümandı halka, çok devlet gezdi
Yanlış adımları yerinde sezdi
Sazıyla beraber  çok destan yazdı
Sınırları aşar üstad Reyhani

Yıllarca konyada birinci âşık
Manalı koşmalar tutardı ışık
Âşıklara âşık olan bir âşık
Aklımıza düşer üstad Reyhani

Ozanım üstadım ışıksın bana
Koşarım peşinden ben yana yana
Rabbim sağlık sıhhat  versin de sana
Filizlenip yeşer üstad Reyhani

Âşık Fedaî’nin türkü dilinde
Dadaş diyarının esen yelinde
Doğudan batıya Anadolumda
Gönüllerde yaşar üstad Reyhani

Ozan Fedaî
Haziran 2003 Almanya





           AZAD EYLE


Özür diliyorum özür ya Rabbi
Dünyada kalmadı huzur  ya Rabbi
Emanetini al  hazır ya Rabbi
Ya al bu canımı ya Rab ya azad eyle

Kuran‘nın ışığı kaplarken arzı
Şahsi yorumluyor sofu sünneti farzı
İslama  uymuyor bugün bu hayat  tarzı
Ya al bu canımı ya Rab ya azad eyle

Maddeyle ölçülür iman inançlar
Mahşere ulaşmaz böyle kulaçlar
Çağ dışı sayılır kutsi ilaçlar
Ya al bu canımı ya Rab ya azad eyle

Maddenin esiri kul köle yaşar
Nefsinin peşinde  dört nala koşar
Daha fazla yazmak haddimi aşar
Ya al bu canımı ya Rab ya azad eyle

Dünyaya göz açtım anadan üryan
Öğrendim inandım senindir ferman
Manayı maddeye verirsem kurban  
Ya al bu canımı ya Rab ya azad eyle

Dünyada gerçeği yaşamıyorsam
mazlumun sesine koşamıyorsam
Hele ön yargıyı aşamıyorsam
ya al bu canımı yarab ya azad eyle

Fedaiyim harap  gönül sarayım
Çaresi bulunmaz derin yarayım
Senden başka kim varki yalvarayım
Ya al bu canımı ya Rab ya azad eyle

27.6.2003 Darmstadt 





           ATIŞMALAR


Mikdat Bal Ozan Fedai 1 Atışması




Dört yanımız düşmanlarla çevrilmiş
Uyumanın zamanı mı gardaşım
Çınar içten oyularak devrilmiş
Uyumanın zamanı mı gardaşım? .............Mikdat Bal

Yıllar yılı duyulmadı feryadım
Tehlike yaklaştı hep adım adım
Ne yüzümüz güldü ne murad aldım
Uyanmanın zamanıdır emmoğlu……..OzanFedai


Konuşurken ukalalar ne düşler
Kem küm nutuk, çok yanlıştır bu işler
Ramaznda içimizde keşişler
Uyumanın zamanı mı gardaşım? ............Mikdat Bal


Reva mıdır bunun bize yaptığı
Yakışır mı Avrupaya taptığı
Ayıp oldu el eteği öptüğü
Uyanmanın zamanıdır emmoğlu! ........Ozan Fedai

Sevgi saygı denen bir şey kalmadı
Kargaşalar bizi rahat salmadı
İnsanımız liderini bulmadı
Uyumanın zamanı mı gardaşım? ............Mikdat Bal

Yalan yanlışları verip hızara
Bizden olmayanı sürüp pazara
Şimdiki liderleri atıp mezara
Uyanmanın zamanıdır emmoğlu! ........Ozan Fedai

Kaygan zemin tabanımız oyuldu
Faiz ile hazinemiz soyuldu
Çok söyledik sesimiz mi duyuldu
Uyumanın zamanı mı gardaşım? ...........Mikdat Bal

Evet oydu kazma kürek elindi
Yıllar sonra yanlışları bilindi
Bu yüzden ya milletimiz bölündü
Uyanmanın zamanıdır emmoğlu! …....Ozan Fedai

Avrupaya çok güvendi ne oldu
Nice taviz verdi acep ne buldu
Dört senedir insanımız saç yoldu
Uyumanın zamanı mı gardaşım? .........Mikdat Bal

Avrupaya değil bizler bizlere
Itibar etmeden nursuz yüzlere
Güvenme endamlı hayal pozlara
Uyanmanın zamanıdır emmoğlu……Ozan Fedai


Mikdatî’yim uyaralım yine de
Tehlikeyi duyuralım yine de
İyileri ayıralım yine de
Uyumanın zamanı mı gardaşım? ............Mikdat Bal

Fedayim elimizde sazımız
Bıçaktanda keskin olsun sözümüz
Bize el eder bak parlak mazimiz
Uyanmamnın zamanıdır emmoğlu! ….Ozan Fedai





Almanya Tlf. : 0049 6155 823604
Cep Tlf.         : 0049 171 687 0458


Sandgasse 88
64347    Griesheim
Almanya


Türkiye Adresi :

Sarımeşe Köyü/Amasya



 

Son Güncelleme ( Çarşamba, 24 Haziran 2009 )
Yorum için yetkiniz yok. Oturum açmaniz gerekiyor.
 
Anketler
Bu Esser bence güzel bir Esser
  
Kimler Online
Şuan 21 misafir çevrimiçi
En Son Eserler
Popüler
  Ozan Fedai Koç Amasya Darmstadt efte Sarimese